Özel Eskişehir Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Adres: Uluönder Mah. İsmet İnönü 2 Cad. No: 109 ESKİŞEHİR
Tel : 0222 700 00 48 - 0542 733 26 26   Fax : 0222 700 00 58
climb
climb
climb
climb
climb

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Nedir?



Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT), tıbbi bir tedavi yöntemidir ve tıpta kullanıldığı hastalıkların çeşitliliği ile ciddi bir umut kaynağıdır. HBOT geçmişte dalgıçların karşılaşabildiği vurgun hastalığının tedavisinde keşfedilmiş ve günümüzde çok farklı birçok hastalığın tedavisinde ya ana tedavi ya da destek tedavisi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tıbbın alternatifi yoktur ancak hastalıkların tedavisinde kullanılan birincil ve ikincil yöntemler vardır. HBOT da bu yöntemlerin her ikisinde de yer almaktadır. Yurtdışında olduğu gibi, ülkemizde de HBOT uygulamaları henüz daha yeni yeni gerçek yerini bulmaktadır.





Tedavi Süresi Ne Kadar?

HBO tedavisi seansları 120 dakika sürmektedir. Ancak hastalara uygulanan seans sayısı hastalığa göre değişmektedir. Örneğin karbonmonoksit zehirlenmesinde en az 5 - 10 seans iken, ani işitme ve görme kayıpları ortalama 20 seanstır. Diyabetik ayak gibi geçmeyen zor yaralarda 30 seans uygulanırken, kemik enfeksiyonlarında 40 seansa kadar çıkmaktadır. Pazar günü hariç hastalar her gün bir seansa girebilmekte, ancak sözünü ettiğimiz acil durumlarda günde çift seans verilmektedir.



Tedavi Sırasında Hasta Ne Hisseder?

Özel dizayn edilmiş modern basınç odamızda, hastalara denizde 15 metre derinliğe inmiş gibi bir ortam oluşturulur. Seans başlangıcında dağ veya uçak yolculuğunda olduğu gibi kulaklarda hafif bir dolgunluk hissi oluşur. Seansa refakat eden sağlık personelimiz hastalara bu konuyla ilgili kulak açma hareketlerini öğretir. Seans sırasında başka herhangi bir olumsuz etkilenme yoktur.



Tedavinin Yasak Olduğu Durumlar Var mıdır?

Hastalarda ciddi bir kalp veya akciğer hastalığı olmaması gerekir. Kalp by-pass ameliyatı geçirenlerde sorun olmaz; ancak ekokardiyografide E/F oranlarına bakılması lazım. Hastada akciğer yönünden astım veya ağır solunum yetmezliği varsa HBO tedavisi uygun değildir.

Hangi Durumlarda HBOT Tıbbi Tedavi Yöntemi Kullanılır?

Ölümcül olabilen şofben veya kömür gazı (karbon-monoksit) zehirlenmesinde, hayat kurtarıcı bir tıp yöntemi olduğu gibi, aynı zamanda koma öncesi CO zehirlenmelerin de gelecekteki psikiyatrik ve nörolojik sekelleri engelleyici acil bir tıp uygulamasıdır. HBOT’un en önemli acil tıp uygulamalarından diğer ikisi de göze giden damarların etkilenmesiyle ortaya çıkan ani görme kaybı ile iç kulağın etkilendiği ani işitme kaybıdır. Ayrıca doğum sırasında oksijensiz kalabilen yeni doğan ve kalp krizi sonrası 5 dakikayı geçen beynin oksijensiz kaldığı anoksikensefalopatilerde çok ciddi bir tedavi yöntemi olduğu halde, maalesef göz ardı edilmektedir. Bütün bu yukarıda söylediğimiz acil durumlarda, zamanında hastaların tedaviye alınmasının yanında, HBOT uzmanlarının ve merkezlerinin ülkemizde yetersiz sayıda olması ise ayrı bir sorundur.



Hiperbarik Oksijen Tedavisi günümüzde en çok geçmeyen zor yaralarda ve kemik iltihaplarında kullanılmaktadır. Bu yaralarda arteriyel-venöz yetmezliğe ve kaza sonrası vuruk incinmeye bağlı yaraların yanında, en çok şeker hastalarının ayak yaraları başı çekmektedir. Bu zor iyileşen yaralarda, çok özel olarak yapılan günlük pansumanların ayrı bir önemi vardır.



Yani hiperbarik tıp uygulaması aynı zamanda dahiliye, ortopedi, kalp-damar cerrahisi, enfeksiyon hastalıkları, radyoloji, cildiye, plastik cerrahı gibi tıp alanları ile multidisipliner bir yaklaşım tarzında birlikte çalışmaktadır. Eğer bu çalışmada herhangi bir aksaklık olursa, yara bakımı anlık yöntemlerle geçiştirilmekte ve dolayısıyla bazen erken çözüme gidip, organ kaybına sebep olmaktadır.





Hiperbarik Oksijen Tedavisinde Amaç Nedir?

Hiperbarik, yüksek basınç demektir. Halk arasında ve bazen sağlıkçılarda bile ne yazık ki, ozon tedavisi ile karıştırılmaktadır. Oysaki tedavi yöntem cihazları ve uygulamaları tamamen farklıdır.



HBOT sırasında hastalar, belli bir özellikte yapılmış tek veya çok kişilik basınç odalarına alınmakta ve rahatsızlıklarına göre belirlenmiş sürelerde, 15 metre derinlik ortamı oluşturulup % 100 oksijen solutulmaktadır. Tedavi sırasında basıncın doğrudan etkisi ile 18 – 20 kat çözünen oksijen etki göstermektedir.



Tedavinin Yan Etkisi Var mıdır?

Hiperbarik Oksijen Tedavisi tıbbi ve doğal bir yöntemdir. Basınç altında %100 solunan oksijen vücutta 20 kat fazla çözünmekte ve dolayısıyla bu koşullarda, hiç bir kan hücresi kalmasa bile yaşam desteği devam etmektedir. Seansa başlarken kulakta basınç eşitlemesini iyi yapamayan hastalarda, geçici olarak ağrı oluşabilmekte ve başka ciddi bir yan etki yoktur.





Yara Bakımı Ana Bilim Dalı Başkanlığı Kurulacaktır?

Genelde hastanelerde yara bakımında geçici yöntemlerle, yaranın özelliğine bakılmaksızın, çok sık antibiyotik içeren merhemler kullanılmaktadır. Bu da yara bakımını olumsuz etkilemektedir. Hiperbarik Oksijen Tedavisinin kullanıldığı hastalıklardan ve öneminden kısaca söz ettiğimiz bu röportajı, çarpıcı başka bir konu ile bitirmek istiyorum. Yara bakımına gönülden kendini vermiş, enfeksiyon, cildiye, ortopedi, plastik cerrahi gibi bütün uzman hekimlerin belki de ortak düşüncesi şudur; gelecekte bu konunun önemi ve ayrıntıları daha iyi anlaşılacak ve yara bakımı ana bilim dalı başkanlığı kurulacaktır.

Askeri Tıbbiyedeki eğitim öğretim yıllarında, hocalarımız “Hastalık Yoktur, Hasta Vardır” derdi. Bu sözün ne manaya geldiğini, hekimlik mesleğini yıllar içinde icra ederken çok daha iyi anladık. Hekimlik bilindiği gibi hastasına yardımcı olma yeteneğidir. Bu yetenek de hekimin tecrübesinde gizlidir. Tıpkı tıptaki iki kere ikinin dört olmadığını anlamak gibi.

En başta şeker hastalarının ayak yaralarında, arteriyel veya venöz dolaşım bozukluğuna bağlı yaralarda, kaza veya ameliyat sonrası yaralarda, kronik kemik enfeksiyonlarında oluşan her türlü farklı yarada, tedavinin en başından sonuna kadar adım adım belli bir titizlikte ve yaranın doğal iyileşme sürecine uygun yaklaşma yöntemleri çok farklıdır. Hem modern yara bakım ürünlerinin hem de yaraya uygun kullanılan antiseptik toz veya solüsyon ile özel hazırlanan merhemlerin kullanımı çok ciddi bir tecrübe gerektirir. Yani doku ile kullanılan pansuman ürününün uyumunu çözmek biraz karışık bir bilmecedir.

Yarada gerektiği zaman yapılması zorunlu cerrahi veya özel pansuman ürünleri ile kötü doku temizleme yöntemlerinin pansumanda ayrı bir önemi vardır. Sonrasında doku yapıcı pansuman şekilleri hastasına ve yarasına göre çok değişmektedir. Erken veya yanlış yapılan bir pansuman şekli, yarayı daha da kötüye götürür ve geri dönüşü olmayan bir yola sokar.

Maalesef hastanelerde yaranın özelliğine bakılmaksızın, her yaraya aynı şekilde yapılan klasik pansuman yöntemleri, yaranın iyileşmesini daha da olumsuz etkileyebilmektedir. Basit gibi görünen küçük yaralar da bile her hastanın kendi durumuna özel multidisipliner bir bakış açısı ile yaklaşmak gerekir.